top of page
  • twitter-logo
  • White Facebook Icon
  • White Instagram Icon

BORSANIN KIRMIZI AYAKKABILARI

Yazarın fotoğrafı: ekonomi yazıları
ekonomi yazıları
20 Tem 2020
5 dakikada okunur

“Bir zamanlar, bir kentte ayakkabısı olmayan öksüz bir kız yaşarmış. Bu kız, bulduğu bütün kumaş parçalarını biriktirmiş ve kendine bir çift kırmızı ayakkabı dikmiş. Ne kadar yoksul olsa da bu ayakkabılar kızın kendini zengin hissettirmeye yetiyormuş. Bir gün yaldızlı bir at arabası kızın yanında durmuş ve içinden yaşlı bir kadın inmiş. Bu kadın, kıza kendi küçük kızıymış gibi davranacağını söyleyip onu evine götürmüş, güzelce kızı yıkamış, ona temiz kıyafetler, güzel yün bir elbise ve parlak siyah ayakkabılar vermiş. Kız kırmızı ayakkabısının nerede olduğunu sormuş, yaşlı kadın ise o ayakkabının çok gülünç olduğunu bu yüzden de o ayakkabıyı ateşe attığını söylemiş. Çocuk kendisine en çok mutluluk veren kırmızı ayakkabının olmamasına çok üzülmüş ve gün geçtikçe kızın kırmızı ayakkabılara olan özlemi artmış.


Zaman geçmiş ve kızın kiliseye kabul edileceği Masumlar Günü gelmiş. Yaşlı kadın bu özel gün için hazırlanmış bir çift ayakkabı almak için kızı ayakkabıcıya götürmüş. Kız, ayakkabıcının sandığında en güzel deriden yapılmış ve adeta ışık saçan bir çift kırmızı ayakkabı görmüş ve o ayakkabıyı seçmiş. Yaşlı kadının gözleri o kadar bozukmuş ki ayakkabının kırmızı olduğunu fark edememiş ve ayakkabıyı almış. Yaşlı kadın ayakkabının rengini fark etmemiş olsa bile kilisede herkes kızın ayakkabılarını görmüş ve yaşlı kadını bu konuda uyarmış. Yaşlı kadın ise kızı, bir daha o ayakkabıları giymemesi konusunda tehdit etmiş. Fakat küçük kız, kırmızı ayakkabılardan vazgeçememiş. Dindar bir kilise bile olsa gittiği her yerde kırmızı ayakkabılarını giymeye devam etmiş. Kız, kırmızı ayakkabıları giydiğinde ayakları kendi başlarını dans etmeye başlarmış ve o ayakkabıları ayaklardan çıkartmak için çok uğraşırmış. Ama öyle olsa bile küçük kız ayakkabılarından hiç vazgeçememiş. Ta ki ayakkabılar kızın ayağından çıkmayıp cellat tarafından ayakları kesilene kadar. Fakat bu durum kırmızı ayakkabının durmasına engel değilmiş. Kırmızı ayakkabılar, kızın kesilen ayaklarıyla birlikte dans etmeye devam etmiş…”



Her masalın, hayata dair gerçekliği insanın suratına vurmak gibi bir görevi vardır. Andersen’ın masalında bu görevi kırmızı ayakkabılar üstlenmiştir. Eğer eski bir zamanda Yahudi biriyle ticaret yapıyor olsaydınız size senet yerine ayakkabısının tekini vermiş olacaktı. Çünkü ayakkabı, Yahudiler için dürüstlüğün ve mülkiyetin simgesidir. Eğer, eski zamanda İngiltere’de yaşasaydınız gideceğiniz yerden çabuk dönmeniz için arkanızdan ayakkabı atacaklardı. İngilizce ’de “senin yerinde olsaydım” demek için kullanılan “If I were in your shoes” deyimini duymuşsunuzdur. Bu deyimde ayakkabı benlik ile eş değer tutulmuştur. Ya da bizdeki “pabucu dama atmak” deyimi. Karl Marx’ın ayakkabısı tek başına kapitalizmi anlatan bir örnek olmuştur. Hatta öyle bir örnek olmuştur ki burjuva devrinin başlıca sembolü haline gelmiştir. Güney Kore’de sevgilinizden ayrılmak istiyor fakat söyleyemiyorsanız ona kırmızı bir ayakkabı almanız yeterlidir. Çünkü aldığınız kırmızı ayakkabı, sizin yerinize sevgilinize yakında onu terk edeceğinizi söylemeye yetmektedir. Andersen’ın yukarıdaki masalında ise ayakkabılar, kızın nefsini ölçmek için kullanılan nesne olmuştur. Ayakkabının rengi ise özellikle kırmızı. Çünkü kırmızı; hayatın, ölümün, savaşın, doğumun, insanlardaki tutkunun, ahlaki yükselmelerin, erotik arzuların, insanın günahlarının hatta şeytanın simgesi olan önemli bir renktir. Tüm bunlara ek olarak, kırmızı; insanın güçlü duygularının da sembolüdür. Bu yüzden masaldaki “kırmızı ayakkabılar” oldukça derin bir anlama sahip ve masum olma formatından uzak bir nesnedir. Küçük kızda özlemle başlayan kırmızı ayakkabı isteği zaman içerisinde saplantıya dönüşmüş ve ayaklarını kaybetme pahasına olsa bile kırmızı ayakkabılardan vazgeçememiştir.


Saplantı, insanın aklına beklemediği bir anda, davetsiz bir şekilde gelip, kafaya takılan ve genellikle tekrarlanan düşüncelerdir. Bu durum kontrolsüz ve çok sık bir şekilde ortaya çıkar. Ayrıca insanlar istese bile bu düşünceleri kolay bir şekilde uzaklaştırılamazlar. İnsanlar, saplantıya sebep olan düşünceden uzaklaşabilmek ve bu durumu etkisiz hale getirebilmek için tekrarlayıcı davranışlar (kompülsiyon) yaparlar. Kişi kendini rahatlatan bu davranışı yapmadığı zaman kaygısı ve tedirginliği daha da artmaya başlayacaktır. Bu yüzden kompülsiyon kaygının geçici bir süreliğine azalmasını sağlar. Yani kısaca; saplantı, bu hastalığın teknik oluşumu iken bunu rahatlatmak için tekrarlanan davranışlar bir tedbirdir. Fakat ilerleyen zamanlarda bu tekrarlanan davranışlar kişiye zarar vermeye, kişinin zamanının büyük bir bölümünü bu davranışa harcamasından dolayı günlük hayatının aksamasına sebep verebilir. Tedbir olarak başlayan bu davranış zaman içinde anlamsız davranışlara dönüşebilir.


Verilere göre her elli kişiden biri ileri düzeyde takıntılıdır. Ancak gerçekte takıntı birçok kişide görülmektedir. Sadece, belirtilerin hafif olması nedeniyle bunu fark edemeyebilirler veya uzun zamandır bu hastalıkla birlikte yaşadıkları için bu durumu benimseyebilirler. Ayrıca hastalığın farkında olmasına rağmen bunu gizleme eğilimi gösteren bir kısım da bulunmaktadır. Beyindeki sinir hücreleri arasında, haberleşmeyi sağlayan kimyasal iletişim kanallarından birinde meydana gelen işlev bozukluğu bu hastalığın biyolojik kaynaklı olmasına sebep verir. Ancak stresli, baskın, kuvvetli oto kontrolün bulunduğu psikososyal sebeplerden dolayı da saplantı hastalığı ortaya çıkabilmektedir. Bu hastalığı yoğun yaşamayan insanlar için saplantı, asil ve güzel olabilir ancak belirtileri yoğun yaşayan insanlar için bu hastalık cehennemi yaşatan bir lanettir. Ünlü İngiliz şair John Milton bu hastalıktan bahsederken insan beyninin önemine vurgu yapmıştır ve demiştir ki; Bireyin aklı, kişinin hayatını cennete de cehenneme de dönüştürebilir.


Peki ya borsaya yatırım yapan yatırımcılar, piyasaya ilk yatırım yaptıkları zaman gibi kalabilmişler midir? “Borsayı bırakmaya karar verdim.” Bu cümle yatırımcıların birçoğunun aynı kalmadığını gösteren en net cümledir. Hiç arsa, ev, araba al sat işlemi yaparak para kazanan bir yatırımcıdan ya da döviz, altın gibi yatırım yapan bir yatırımcıdan böyle bir cümle duydunuz mu? Zaman içerisinde borsada seans saplantısı ortaya çıkan yatırımcılar borsadan bir alkol, sigara ya da her hangi bir kötü alışkanlık gibi bahsetmektedir. Her elli kişiden biri olmasalar da fark edemedikleri bir seans saplantısı oluşmuştur. Bu saplantının tekrarlayıcı davranışı ise sürekli hisse senedi alıp satmak, portföyünde muhakkak bir hisse senedi bulundurmak ya da hisse senedi olsun olmasın daima piyasayı kontrol etmek olarak görülebilmektedir. Çoğu yatırımcı bu piyasaya, parasının durduğu yerde değer kaybetmesini istemediği için dahil olmak ister. Fakat zaman ilerledikçe yatırımcının yaşadığı stres, sürekli kendini kontrol etme dürtüsü, adrenalin duygusunun artışı yatırımcıda takıntı olgusunu ortaya çıkartır. O yüzden de yatırımcı bir hisse senedini sattığı zaman piyasanın hemen yükseleceği korkusunu yaşamaya başlar. Piyasa da olumsuz haberler olmasına rağmen sürekli ve kontrolsüz bir şekilde aklına gelen bu korkunun önüne geçemez, eğer hisse senedini almazsa piyasada başlayacak yükselişi kaçıracağı korkusu o kadar ağır basar ki bu durumu etkisiz hale getirip, kaygısını azaltmak için tekrar bir hisse senedi alır. Bunun tersi durum da çok sık bir şekilde gözlenmektedir. Sadece para kazanmak isteyen yatırımcı zaman içerisinde kendi elleriyle cehennemi yaşatacak olan lanetin kapısını açmış olur. Borsa eğer sizin mesleğiniz değil ise bunun bir yatırım olduğunu, borsa dışında da bir hayatınızın olduğunu unutmayın. Borsa, içerisinde birden fazla değişkeni barındırmasından dolayı birçok şeyden oldukça hızlı etkilenen bir piyasadır. Anlık fiyat hareketlerinin yoğun yaşanmasının en büyük sebebi bu hassaslıktan kaynaklanmaktır. Hassaslık geçtiği zaman ise tekrar kendi yoluna devam eder. Yatırımcıların bu hassas noktaları anında yakalaması ve kendi portföylerine direk müdahale edebilmesi genelde zor ve nadir görünen olaylardır. Ekran başında da olsanız, sürekli hisse senedinizi kontrol ediyor da olsanız bir hisse senedini tam dipten alabilmek veya tam tepeden satabilmek olasılığı düşük olaylardır. Elbette bunları yakaladığınız zamanlar olacaktır ama bunları yakalamaya çalışırken yaşadığınız zararlar çok daha fazla olacaktır.


Parlaklığa aldırma her insanda bir potansiyel olarak bulunmaktadır. Ancak borsa bunu açığa çıkarabilecek ve insanların hayatına gizli gizli sızabilecek bir yapıya sahiptir. Borsanın parlaklığına kapılıp ayağınıza geçirdiğiniz kırmızı ayakkabıların sizleri hangi dansa sürüklediğine dikkat edin. Dansın ritmi sizin kontrolünüzdeyken dans etmek keyiflidir ancak ritim bozulup kontrol el değiştirdiğinde kırmızı ayakkabılar gibi borsa da dansa siz olmadan fakat sizden önemli bir parça almış olarak devam eder...



“Unutabilme yeteneği akıl sağlığı anlamına gelir. Aralıksız anımsama ise saplantı, delilik anlamına gelir.” Jack London


Cemre




 
 
 

6 Yorum


bentiecesav.a.ge54.62
14 saat önce

https://soicaulodechuan.mobi/soi-cau-xsmb-mien-phi mình thấy bảng thống kê lô xiên 2 khá dễ nhìn, nhất là lúc chỉ muốn ngó nhanh chứ không đọc cả bài. Bộ số nằm riêng với số ngày về và các ngày đã về, nên không phải dò trong một đoạn chữ để biết thông tin nào đi với thông tin nào. Mình hay đọc lướt nên thích mấy chỗ trình bày thẳng như vậy, đỡ mất công tìm lại. Còn các số gợi ý thì mình chưa xem kỹ, không có nhận xét gì về phần đó. Một điểm nhỏ nữa là bài có mục lục đánh số, nhìn trước là nắm được cách chia nội dung rồi mới đọc tiếp. Phần thống kê cũng được…

Beğen

lydiaharve.y50.4.4.4
10 Eki

https://tacobet.com.mx/pt-br/ Entrei rapidinho só pra matar a curiosidade e ver como eles organizam as infos, porque sempre aparece alguém comentando dessas páginas. Achei a navegação bem tranquila, nada de ficar perdido em mil abas, dá pra ir direto no que você quer sem esforço. O que me chamou atenção foi um destaque tipo “slots mais buscados no Brasil”, então já dá pra sacar de cara o que tá em alta por aqui. Também reparei numa parte de promoções que aparece como confirmada, mas com vários campos ainda em aberto (tipo valor e validade), e isso pelo menos deixa bem visível o que já foi checado e o que ainda não foi nessa área de promoções.

Beğen

terrancecart.e.r.36.0.7
02 Eki

QQ88 có khó dùng như mấy trang hay làm rối không? Mình nghĩ là không; mở lên lướt vài giây là hiểu hướng đi, kiểu nhìn phát biết mình đang ở mục nào, chuyển qua lại cũng nhanh nên đỡ phải mò; mình không để ý nội dung chi tiết, chủ yếu soi cách họ bày ra thôi vì hay bị ngộp nếu chữ dồn và mục lẫn nhau, mà bên này nhìn khá thoáng, các khối thông tin tách bạch nên cuộn xuống không bị cụt hứng; cái mình thích là menu để chỗ dễ thấy, bấm đổi mục không bị đá qua đá lại vòng vòng; mấy bảng dạng cột cũng gọn, chữ vừa đủ đọc, kéo ngang…

Beğen

ngoongniepgangvoat.1.24.5
10 Eyl

fly88 mình thấy giống mấy trang mình từng lướt trước đây, nhưng cách họ sắp chỗ bấm và thông tin nhìn đỡ rối hơn nhiều nên dùng nhanh hơn. Vào trang là mình định chỉ xem qua thôi, ai dè kéo một chút là nắm được mình đang ở mục nào, không phải đoán hay tìm hoài. Cái mình để ý nhất là menu đặt khá dễ thấy, chuyển qua lại mượt và không bắt mình đi vòng qua nhiều lớp (kiểu bấm một phát là ra đúng chỗ). Mấy khối thông tin dạng bảng cột cũng làm gọn gàng, tiêu đề với số tách rõ nên mắt đọc thoải mái hơn. Nói chung mình vẫn giữ thói quen cẩn…

Beğen

jennysilva3.2.3.12
05 Eyl

rr88 tối qua mình lướt trong lúc nghỉ tay, định xem thử có gì mà bị nhắc hoài. Cứ tưởng vào là hoa lá hẹ như mấy chỗ khác, ai dè nhìn cũng gọn, không làm mắt mình mỏi thêm. Mấy mục nội dung chia thành khối rõ ràng nên kéo xuống vẫn biết mình đang ở đoạn nào, không kiểu lạc trôi giữa trang. Mình có nghía qua phần thao tác liên quan giao dịch, cảm giác bấm qua lại ít, chạy cũng mượt nên đỡ bực. Thêm cái mình thấy ổn là họ để riêng mục thông tin nguồn gốc pháp lý khá dễ tìm, không phải mò trong mấy trang lặt vặt. Nói chung, menu nằm ngay…

Beğen
Unknown Track - Unknown Artist
00:00 / 00:00
bottom of page