• ekonomi yazıları

Bilinçli Seçeneksizlik Borsada Avantaj Olabilir mi?



“M.Ö 210’da, Xiang Yu isimli Çinli bir kumandan Qin hanedanlığına saldırmak için birliklerini Yangtze Nehrinin karşısına geçirdi. Gece nehir kıyısında mola veren birlikler, sabah uyandıklarında dehşet içinde, gemilerini yanarken buldular. Saldırganlara saldırmak için tavana kuvvet koştular, ama çok geçmeden gemilerini ateşe veren kişinin bizzat Xiang Yu olduğunu ve onun bütün pişirme kaplarını da kırdığını anladılar.

Xiang Yu birliklerine tencereler ve gemiler olmadığına göre zafer ya da ölüm dışında bir tercihleri olmadığını söyledi. Xiang Yu birlikleri Qin hanedanlığının ana kuvvet birimlerini imha ederek peş peşe dokuz savaş kazandılar.”


Peki, sizler Xiang Yu olmuş olsaydınız böyle bir karar alıp tercih şansınızı ortadan kaldırabilir miydiniz?


Genel itibariyle insanlar Xiang Yu’dan farklı davranırlar çünkü; insanlar seçeneklerinin olmasını sevdikleri için, seçenek kapılarını hep açık bırakacak tercihlerde bulunurlar. İktisadi anlamda söyleyecek olursak; “fırsat maliyetlerinin” yaratacağı üzüntüyü ve stresi en aza indirmeye çalışırlar. Seçenek sayısının artması insanların kendini daha özgür hissetmesine neden olabilir, fakat aynı zamanda vazgeçmek zorunda kalınan alternatiflerinde artmış olduğu anlamına gelir. Seçilen karar sonrasında insanların rahatlaması gerekirken, insanlar kaçırılan fırsatlara yoğunlaşır ve kendi kendilerini huzursuz ederler. Çünkü, seçilemeyen her alternatif bir kayıp olarak algılanır ve Schwartz’a göre; kayıpların insan üzerindeki etkisi kazançların etkisine oranla daha fazladır. Bu etki, insan yaşamının hemen her alanında hissedilebilir. Alınan eşyaların bir gün bozulabilme ihtimaline karşı yapılan sigortalarda, kararsız kaldığımız ürünlerde vazgeçmek yerine her ikisini alıp fazladan para vermeye razı olduğumuzda, çocukları akla gelen her aktiviteye yetiştirmeye çalışan ailelerde, bitmiş ilişkileri sürdürmeye çalışan çiftlerde ve tabii ki aldığımız yatırım kararlarında.

Günümüzde, yatırımcıların paralarını yatırmak için seçebileceği çok fazla alternatif yatırım aracı bulunmaktadır. Fakat, yatırımcıların gerçekten ne istediklerini bilme konusunda zayıf olmalarıyla birlikte ekonominin de değişken ve kaygan yapıya sahip olması yatırımcılarda belirsizlik hissi uyandırmaktadır. Yatırımcılar bu hisle birlikte almaması gereken hisseleri alıp, satmaması gereken hisseleri satabiliyor ya da bir gün içerisinde kendisinin bile neden yaptığını bilmediği hisse senedi alış satış işlemleri yapabiliyor. Örneğin, bir yatırımcının, A ile B hisse senedi arasında kaldığını ve A hissesine yatırım yaptığını düşünelim. Normal şartlarda yatırımcının almış olduğu hisse senedine odaklanması gerekirken aksine almadığı B hissesine daha çok odaklanmaktadır. Yatırımcı, B hisse senedinin tahtasını takip eder ve hisse senedinde ufak bir yukarı hareketlenme gördüğünde A hissesini satıp B hissesini alabilir. Ancak bu sefer de, sattığı A hisse senedini takip etmeyi bırakmaz. Hatta her iki hisse senedini portföye ekleyebilir. Fakat bu bir sarmaldır ve bitmez. Yatırımcı dışarıdan duyduğu bir C hisse senedini takip etmeye başlayıp ondaki fırsatı da kaçırmak istemeyebilir. Bu sarmalın sonucunda ise kredili alımlar, açığa alım veya açığa satış işlemleri ve tabii ki portföyde başlayan değer kayıpları olur.

Brad Barber ve Terrance Odean 1991-1997 yıllarında büyük bir broker firmasının yaklaşık 38.000’e yakın yatırımcının davranışlarını incelemişlerdir. Bu araştırmaya göre ise düşük devir hızına sahip yatırımcı ile yüksek devir hızına sahip yatırımcıların yıllık brüt gelirleri %18,7 seviyelerindedir. Ancak, devir hızı yüksek olan yatırımcıların bankalara ödemekle yükümlü oldukları alış satış komisyonlarından dolayı net gelirlerde ciddi farklar görülmektedir. Düşük devir hızına sahip olan yatırımcı yıl sonunda %18,5 net gelire sahip iken yüksek devir hızına sahip olan yatırımcının net geliri %11,4 seviyelerine kadar düşmüştür. Ayrıca Barber ve Odean yatırımcıların aldıkları hisse senedinin sattıklarına göre daha iyi olup olmadıklarını da belirlemek istemişler. Bunun sonucuna göre ise yatırımcıların sattıkları hisse senetleri dört ayda %2,6 getiri sağlarken, yerine aldıkları hisse senetleri yalnızca %0,11 getiri sağlamıştır (Terrance Odean, “Do Investors Trade Too Much”)

Yukarıdaki araştırma sonuçlarına bakacak olursak eğer yatırım sepeti oluşturmuyorsak, her öğrenilen bilgiye göre hisse alıp satmak ya da pozisyon değişikliğine gitmek yatırımcılar için oldukça pahalıya mal olabilmektedir. Sadece iyi ve kötüden oluşan iki şıklı seçeneklerde seçim yapmak kolaydır fakat "iyi" ile "iyi"den oluşan seçeneklerde seçim yapmak o kadar da kolay değildir. Bu yüzden seçilen yatırıma odaklanmak ve diğer yatırım aracına yatırım yapsaydınız “ne olurdu?” ya da “ne kadar kazanırdım?” diye düşünmemek gerekir. Sonuçta, sonsuz seçenekler arasında bir şeyleri seçebilme cesareti gösterebilmişseniz, bu bile büyük bir başarıdır.


"Seçmeyi öğrenmek zordur. iyi seçim yapmak daha zordur. Sınırsız seçeneğin olduğu bir dünyada seçim yapmayı öğrenmek ise fazlasıyla zordur." (Ester Biton Ruben)


Cemre



*Xiang Yu'nun hikayesi Dan Ariely'in Akıldışı Ama Öngürülebilir kitabıdan alınmıştır.


#behavioralfinance #behavioraleconomy #neurofinance #finance #economy #davranissalfinans #davranissalekonomi #ekonomi #finans #piyasalar #yatirimcilar #psikoloji #BIST100 #BIST30 #BIST #dolar #döviz #borsa #hissesenetleri #bilincli #seceneksizlik #borsada #avantaj #olabilir #mi #ekonomiyazilari #cemreyoldas



1,062 görüntüleme
Unknown Track - Unknown Artist
00:00 / 00:00
  • twitter-logo
  • White Facebook Icon
  • White Instagram Icon